Her şeyi unutuyorum. Unutmak istemediğim güzel deneyimlerimi ise, kıyamadığımdan kağıda kaleme döküyorum. Ki izi belli olsun.
O yüzden burası; kendimin kendime notları. E siz de bu durumda okuyucu olarak, şahidimsiniz. Keyifli okumalar!

Kim Bu Ben

Published by

on

Oyunu 15 Ekim 2023 tarihinde CKM’de izledik. Oyunda bence konuya giriş, akış, bir hayli merak uyandırıyor. Neyle karşı karşıyayız, bu neyin nesi sorularını soruyorsunuz içten içe ve bir gizemi çözmeye çalışıyorsunuz.

Noah ve Celeste isimli aşıkları izliyoruz. İki kişinin aşkı ekseninde anlatılan “demokrasi” eleştirileri, ilişki demlendikçe şekil değiştiriyor. Hikaye ekseninin, aydınlanma-paranoyak düşünce-ne paranoyak düşünce, ne değilin net olmadığı ve kavramların birbirinin içine girip flulaştığı o gri alan üzerine geliştiğini ve bu açıdan hikayeyi bir hayli ilginç bulduğumu aktarabilirim. Bence çok damar bir bakış açısı, değişik bir kurgu bulunmuş ve fakat verilen net bir mesaj ya da belki de içimize su serpen bir sonucun olmayışının verdiği hüzünden dolayı, oyunun ağzımda bıraktığı tadı pek sevemedim. Hani seyirci mutlu son istiyor misali, olmayınca o mutlu son, karakterlerce bir ihanete uğranmış gibi hissettim. Saçma bir düşünce belki ama sanki, bir komplo teoricisi misali, bizi bir şeye hazırladılar ve ortada bıraktılar gibi.. Öyleli bir hüzün. Ya da, kadın başrol karakterimiz Celeste’in dönüşümünü içselleştirememek beni üzdü belki de, bilemedim. Belki Celeste olmak istedim ve sistemden çıkış için kopya çekilecek ipucu olmayışınadır isyanım.

DİKKAT SPOILER İÇERİR. Bu uyarımdan sonra, kaldığım yerden devam edeyim.

Oyun içinde vurgulanan bir kavram çok çok ilgimi çekti. Rapture. Türkçeye “Aydınlanma” şeklinde çevrilmiş hikayede ve bir yerde de bu kelimenin aslında eski dilde, “Abluka altına alınma” ile aynı anlama geldiğinden bahsedildi. Aslına bakarsan, aydınlanma ifadesi kafama tam oturmadı bu anlamda, çünkü “aydınlanma” diyince, ben bunu “enlightment” ingilizce karşılığıyla algılıyorum. Ama burada sanki, küçük bir “a-ha” moment hali ya da, “tutkuyla işini yapma şekli” gibi bir vecd haliydi bahsedilen. Her neyse, kelimelere takılmazsam eğer, bana şu fikir çok enteresan geldi, bir yön-fikir değiştirmek için, en ucuna kadar gitmek, “abluka altında/kapanda gibi” hissetmek ve sonrasında U dönüşü yaparak, farklı şekilde düşünmeye başlamak gerrekiyormuş. Yani birbirine tam zıt kelimeler/kavramlar belki de sandığımızdan çok daha yakındırlar birbirine. Zıt ikizler misali.

Ah Celeste ah.. İşte tam bu noktada Celeste’nin formülünü anlamak isterdim, neyi farklı yaptı da, o U dönüşünü becerebildi ahh. Bu bende bir soru işareti. Çokçana, Noah’ın gaslighting’ine mi maruz kaldı da, hikaye böyle bir şeye evrildi, anlamış değilim. Kafamda deli sorular.. Ve demokrasiyle ilgili işlenmiş kimine göre kör göz parmak tonla çıkarımlar.. Evet izlerken, zaten biliyoruz bunları dedirtiyor belki ama; çıkışta Noah ve Celeste gerçek mi diye google’ladık mı? Google’ladık. Acaba olabilir mi böyle bir şey dedik mi? Dedik. O kuşku içimize düştü bir kere. Demek paranoyak görünümlü, ulvi düşünce bizde de yeşermiş.. Çok ilginç.. Çoğul konuşuyorum ama bilmiyorum çoğul muyuz. Umarım öyleyizdir.

Oyunculukları tebrik ediyorum bu arada. Çok iyiydi ve fakat CKM’de ses çok dağılıyor özellikle mikrofonsuz oyunlarda arka sıralardan ses zinhar duyulmuyor. Bir oyuna giderken evimin dibinde olmasına rağmen bundan sonra, en son tercihim CKM. Ya da illa CKM’de izleyeceksem üşengeçliğimden, muhakkak önden!

Alkışı bol olsun.

Yorum bırakın

Previous Post
Next Post